"Enter"a basıp içeriğe geçin

Gürsel Bulut

Doğru Zaman Ne Zaman?

New York, California’dan 3 saat ileride.
Ancak bu California’yı yavaş yapmaz.

Kimi 22 yaşında mezun olur, iyi bir iş bulmak için 5 yıl bekler.
Kimi 25 yaşında CEO olup, 50 yaşında ölürken; kimi 50 yaşında CEO olur, 90’ı görür.
Kimi evlenirken, kimi bekar kalır.
Obama 55 yaşında emekli oldu.
Trump 70 yaşında göreve başladı.

Dünyadaki herkes ‘kendi zamanına’ göre yaşar.
Çevrendeki bazı insanlar senden bir adım ileride gözükebilir. Bazıları ise senin gerinde gözükebilir.
Ancak herkes kendi yarışında, kendi zamanındadır.
Geç kalmadın, erken de değil.
Sadece kendi zamanında yaşıyorsun
.

Paylaşmak Güzeldir...Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Whatsapp
Whatsapp

Bizi Hatırla

Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum” tadında bir filmi daha. Çağan Irmak yine ağlatıyor.( Anladım dram filmlerini sevdiğimi).

Babasını ihmal ettiğini düşünen bir oğul ile, oğluna yük olmak istemeyen babanın filmi. Altan Erkekli ve Sumru Yavrucuk ‘un müthiş oyunculuğu es geçilmez.

Paylaşmak Güzeldir...Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Whatsapp
Whatsapp

En Büyük Günah Hırsızlıktır

Uçurtma Avcısı kitabının yazarı
Khaled Hosseini kitabında söyle der:

“Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir… Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.



Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek) adiliktir. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur…”

Paylaşmak Güzeldir...Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Whatsapp
Whatsapp

ÜÇ DİL

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil

Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.

BEDRİ  RAHMİ EYÜBOĞLU


(Mernuş:Neyzen Tevfik'in köpeginin adı)
Paylaşmak Güzeldir...Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Whatsapp
Whatsapp

3 Nokta

Bugün “Yeni bir bilgi” öğrendim.
3 nokta nın hikayesi:
Eskiden asker mektupları okuma bilen biri tarafından sesli olarak okunurmuş ve hane halkı birlikte dinlermiş. Asker sevdiğine yazacaklarını herkesin duyacağını bildiği için yazamazmış sadece 3 nokta koyarmış.
Nostaljik ve çok hüzünlü geldi bana.


Artık 3 nokta:
Boğazda düğümlenen sözcüklerdir.

Hissedilen ve bir türlü yazilamayandir.

Beklide
Gizli bir Ahh tir.


Paylaşmak Güzeldir...Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Whatsapp
Whatsapp

RÜZGAR BİZİ GÖTÜRECEK

RÜZGÂR BİZİ GÖTÜRECEK
küçücük gecemde benim, ne yazık
rüzgârın yapraklarla buluşması var
küçücük gecemde benim yıkım korkusu var

dinle
karanlığın esintisini duyuyor musun?
bakıyorum elgince ben bu mutluluğa
bağımlısıyım ben kendi umutsuzluğumun

dinle 
karanlığın esintisini duyuyor musun?
şimdi bir şeyler geçiyor geceden
ay kızıldır ve allak bullak
ve her an yıkılma korkusundaki bu damda
bulutlar sanki, yaslı yığınlar misali
yağış anını bekliyorlar

bir an
ve sonrasında hiç.
bu pencerenin arkasında gece titremede
ve yeryüzü giderek durmada
bu pencerenin arkasında bir bilinmez
seni ve beni merak ediyor
ey baştan aşağı yeşil!
yakıcı anılar gibi ellerini,
bırak benim aşık ellerime
ve dudaklarını
varlığın sıcak duygusunu
benim sevdalı dudaklarımın okşayışına bırak
rüzgâr bizi götürecek
rüzgâr bizi götürecek.
                  Furuğ FERRUHZAD

Paylaşmak Güzeldir...Share on Facebook

Facebook

Tweet about this on Twitter

Twitter

Share on Whatsapp

Whatsapp