Çizgiyi Kısaltmak

Öğretmen sınıftaki zeki ama aynı zamanda kıskanç öğrenciye sordu:

“Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?”

Öğrenci:

“Çünkü, onların beni geçmelerini istemiyorum. En iyi ben olmalıyım!” dedi.

Öğretmen masasından kalkıp, eline bir parça tebeşir aldı ve 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti. Öğrencinin yüzüne bakıp bu çizgiyi nasıl kısaltırsın diye sordu. Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip çizgiyi birçok parçaya bölmekte olan birkaç cevap verdi. Öğretmen cevapları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun çizgi çekti. 

Öğretmen:

“Şimdi birincisi nasıl görünüyor diye sordu?”

Öğrenci:

“Daha kısa” dedi. Başını eğdi.

Öğretmen:

Bilgini ve yeteneklerini arttırarak kendi çizgini uzatman rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir” dedi.

Geleceğini Biliyordum

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,

-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.

Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı.

Siperdeki diğer arkadaşı;

-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.

-Değdi, dedi, gözleri dolarak,

-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?

-Yine de değdi.

Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.

Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.

Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:

“Geleceğini biliyordum”