İnciler

Demişler ama bence:
“Sevgilinin bakışı farklıdır”

 

Konu ile ilgili bir hikaye:Birgün kendini bilmez bir halde çok sevdiğim yeşilliklere boğulmuş mekânıma doğru gidiyorum. Önüme bir araba çıksa kenara çekilmem o kadar dikkatsizim. Biraz daha bu hâlde yoluma devam ettim. Başımı kaldırıp insanların neler yaptığına bakmaya başladım. Çoğu benden farklı değildi. Neyseki artık gelmiştim. O güzelim yerde nefes almak, oturmak çok bambaşka… Yeşillikler arasında o çiçek kokuları, ağaçlar, deniz ve tahta masa- sandalyeler. İşte yaşadığını anlamak…Arkadaşımı beklerken boş masa bulamamış bir amca, benim masama oturdu. Emekli öğretmenmiş. Sohbet etmeyi çok sevdiği anlaşılıyordu. O konuşuyor ben yorum yapıyordum. Öğretmenlik anılarını anlattı. Kopya çeken çocuklar, ders kaynatma çalışmaları, şımarık çalışkanlar… Bir süre böyle devam etti muhabbetimiz.Biraz bekledikten sonra;
– “Kaç yaşındasın kızım.”
– “20”
– “Ben o yaşta evlenmiştim.”Sonra gözümün içine bakarak;
– “Kızım sevmek mi istersin sevilmek mi?” dedi. “Bu soru evet göreceli. Kimisi sevmek der kimisi sevilmek.”

Ben ne cevap vereceğimi bilemedim.
– “İkisini istesem çok şey mi istemiş olurum?”
– “İkisi sunulmadı. Sana sadece birini seçme hakkı veriliyor.”

Düşünüyorum düşünüyorum cevapsızım. Sevilmek evet çok güzel. Sen sevmedikten sonra o seni sevse nolur. Ya sevmek? Eğer karşındakinin seni sevmediğini anlarsan o da acı verir. Peki cevap ne vermeliydim.
Ben karşımdakinin beni sevmediğini öğrendiğimdeki acıyı tatmak pahasına da olsa sevmeyi seçtim. Hani bir söz vardır ya “Sevmek güzeldir, seviyorsa sevilen” bu sözde ki gibi sevgi karşılıklı güzeldir elbette. Fakat bana karşılıklı sevme seçeneği sunulmamıştı. Sevmek, tanımını kimsenin yazamadığı, yazmaya çalıştığı kendince belki… Fakat tanımlanamayan kelimelerden değil midir?

Tamam ben cevabımı vermiştim. Sevmekti cevabım. Peki ama neden böyle bir soru sormuştu bana…
– “Evet cevabım SEVMEK. Bu sorunun yanıtını sizde verecek misiniz?”
– “Tabiki kızım. Bundan 35 yıl önce çok yakışıklıydım. Bakma şimdi yaşlandım. Kızlar peşimi bırakmazdı. Çok ama çok çapkındım. Hep sevildim. Sonunda aile baskılarıyla beni seven ilerde seveceğimi düşündüğüm biri ile evlendim. Olmuyormuş. Ömrümün yarıdan fazlasını birgün severim ümidiyle geçirdim. Eşim beni çok sevdi. Beni baba etti. Çok düzgün ahlaklı çocuk yetiştirdi. Bana saygıda birgün kusur etmedi. Tabiiki ben de ona bir saygısızlık etmedim. Onu sevmediğimi hissetmesin diye çok uğraştım. Geçen gün karımı toprağa verdik. Ölmeden önceki son konuşmamızda bana ‘Sana çok teşekkür ederimki beni bu hayatta mutlu ettin. Anne olmamı sağladın. Beni bilerek hiç üzmedin. Senin beni sevmeni sağlayamadım ama seni çok sevdim’ dedi. Meğer anlamış onu sevmediğimi. Aslında sevemediğimi.”
– “Peki hiç mi aşık olmadınız hiç mi birini sevmediniz?”
– “Gençliğimde oldum elbette.”
– “Peki niye onunla evlenmediniz?”
– “Çünkü o başkasını seviyordu. Ona söyleyemedim sevdiğimi. Onun için kızlarla hep gönül eğlendirdim. Olmadı sevemedim aşık olamadım ondan başka.”
– “Ne mutlu size ki sizi çok seven biri ile evlenmişsiniz. Onu her ne kadar sevmeseniz de çok sevilmişsiniz.”
– “Evet kızım haklısın ama ben senin gibi düşünmediğim, SEVİLMEK şıkkını seçtiğim için olmadı. Senin aklın bende olsaydı o zamanlar, bu hataya düşmezdim. İstemeden onada hakettiği mutluluğu yaşatamadım. Ben sevilmeye doydum ama sevmeye hala açım kızım.”

Konuyu değiştirmeye çalışıyorum. Olmuyor, değişmiyordu konu. Çünkü morali çok bozulmuştu. O sırada arkadaşım gelmiş, olanlardan habersiz öylece dinliyordu. Amca bize iyi gün dileklerinde bulundu ve uzaklaştı.

Şimdi ben arkadaşıma sordum.
– “Sevmek mi istersin sevilmek mi?”
– “İkisi de”
– “Sana tek seçenek seçme hakkı sunuyorum.”
– “İkisini de bulana kadar yılmam. Ben ikisini de istiyorum.”

Peki sizce sevmek mi sevilmek mi?
Unutmayın tek seçenek…
Sevmeniz ve sevilmeniz dileğiyle…

(Alıntıdır)

2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.