Devrimci Kemal Atatürk

“Devrimci Kemal Atatürk, bizim esin kaynağımız oldu. 1919’da Anadolu’dan emperyalistleri atmak için, Bandırma gemisiyle Samsun’a çıktı. Büyük bir zafer kazandı. Biz de tam 40 yıl sonra, ülkemizden faşistleri kovmak için Granma gemisiyle Havana’ya çıktık. Biz de zaferle kucaklaştık.”

“Ben de devrim gerçekleştirdim. Ama Atatürk’ün yaptıklarını yapamazdım. Türkler sağdan sola doğru yazarken Harf Devrimi ile tam tersi yönde yazmaya başladı. Kıyafet Devrimi ve Medeni Kanun’la kadınlara getirilen statü çok önemliydi. Ona ve devrimlerine hayranım. Kendinize başka bir önder aramayın.” Fidel Castro

ZAFER

Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenlerindir. Mustafa Kemal Atatürk

 

“Bir millet düşünmeye başlarsa, onun zaferini hiçbir güç engelleyemez.” Voltaire

 

“Kazananlar, sadece, bir kez daha deneyen kaybedenlerdir.” George Moore

 

“Her zaman savaşlarınızı kazanamazsınız; ama savaştığınızı bilmek yine de iyidir.” Marjorie Holmes

 

“Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.” Albert Camus

 

“Kaybettiğin tek savaş, uğrunda savaşmaktan vazgeçtiğindir.” Che Guevara

 

İHANET ve ŞAHMARAN

Şahmaran Efsanesi

Şahmaran Efsanesi, Anadolu’da başta Tarsus olmak üzere Güney ve Güneydoğu Anadolu’da yaygın olarak bilinen, sevilen, hatta evlere uğur ve bereket getirmesi umuduyla resimleri asılan kültürel bir unsurumuzdur.

Farsça asıllı bir kelime olan Şahmaran, “Yılanların Şahı” anlamına geliyor (Şah= kral, padişah; mar= yılan; maran= yılanlar). Efsaneye göre Şahmaran Baş tarafı dünyalar güzeli bir kadın, alt tarafı yılan olan bir yaratıktır ve yeraltında, yılanlar ülkesinde yaşar. Birkaç değişik varyantı olmakla birlikte temel anlatım şu şekildedir:

 

şahmaral
Vaktiyle Tarsus’ta Camasb (yada Cemşab) adında odunculukla geçinen yoksul bir delikanlı vardır. Camasb ve arkadaşları bir gün oduna gittiklerinde, içinde bal olan bir kuyu bulunan bir mağara keşfederler. Camasb’ı kuyuya indirirler. O da balı yukarı arkadaşlarına gönderir. Hırslarına yenik düşen arkadaşları balı kendileri paylaşırlar ve Camasb’ı kuyuda yalnız bırakıp giderler. Çaresiz kalan Camasb kuyunun duvarında bir delik görür ve çakısıyla bu deliği genişleterek gizli bir geçide ulaşır. Bu geçit onu yeraltındaki yılanlar ülkesine götürür. Burası şırıl şırıl sular akan çok güzel bir yerdir. Etrafta binbir çeşit yılan dolaşmaktadır. Hepsinin ortasında da bu yılanların hükümdarı olan sütbeyaz renkte, başı çok güzel bir kadın vücuduysa yılan biçiminde olan Şahmaran vardır. Şahmaran bu delikanlıyı çok sever. Bir rivayete göre de ona aşık olur. Camasb bir süre (bu süre varyantlara göre değişiklik gösteriyor) Şahmaran ve yılanlarla beraber bu güzel yeraltı bahçesinde yaşar. Şahmaran ona hastalıkların tedavisi ve şifalı otlar hakkında bütün bildiklerini öğretir. Yalnız delikanlı ailesini ve yeryüzünü çok özlemiştir. Şahmaran sonunda onun ısrarına dayanamaz. Kimselere kendinden bahsetmemesi konusunda uyarır. Aradan zaman geçer. Delikanlı bu sırrı uzun zaman saklar. Bir gün Tarsus kralı hastalanır ve bu amansız hastalığın tedavisi Şahmaran eti yemesiyle geçecektir. Bir şekilde Camasb’ın, Şahmaran’ın yerini bildiği ortaya çıkar. Şahmaran, mağarasında yakalanıp Tarsus’a getirilir. Bugün Şahmaran Hamamı denilen hamamın içinde öldürülür. Onun etini yiyen kral iyileşir. Şahmaran’ın sevgisine bir şekilde ihanet etmiş olan Camasb da ünlü bir hekim olarak dertlere deva bulmaya devam eder.

Sümerlerin Gılgameş Destanı’ndan, Hititlerin ejder İlluyanka’sına kadar yakın doğunun binlerce yıllık kültüründen izler taşıyan Şahmaran efsanesi, Anadolu insanının da çok sevdiği ve mütevazı evlerinin duvarlarını resimleriyle süslediği, hatta çeyiz işlemelerinde kullandığı bir motif olarak yaşatılmaktadır. Ayrıca sayıları çok azalmış olsa da özellikle Tarsus’ta geleneksel el sanatlarımızdan bir cam altı resim tekniği olarak devam ettirilmektedir.

(kaynak:turkherptil.org)

Tanrıya Mektuplar

Avrupa ve Amerika’da 2-9 yaş çocuklara Tanrı’ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar.

Sevgili Tanrım,
İnsanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun?
Jane -6 yaşında

 

Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark -8 yaşında

 

Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy -9 yaşında

 

Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman -4 yaşında

 

Sevgili Tanrı,
Şu hergün ezip durduğumuz karıncaların umarım senin için özel bir önemi yoktur.
-Dennis

 

Canım Tanrı.
Kucaklaşmayı sen mi buldun? Çok güzel bir şey.
-Brenda

BEKLEMEDEN

Scandanevdin mi beklemeden seveceksin
Beni sevmiyor diye üzülmeyeceksin
Verdin mi hesap tutmadan vereceksin
Geri alır mıyım diye düşünmeyeceksin
Gittin mi beklemeden gideceksin
Bitmiş bir aşkı ihanetle sürdürmeyeceksin
Geldin mi özlediğin için geleceksin
Özlenmediysen eğer gücenmeyeceksin
İşte ancak o zaman anlamlıdır yaşamak
Çünkü bir tek o zaman mutlu olacaksın
İşte ancak o zaman anlamlıdır ölmek
Çünkü bir tek o zaman özgür olacaksın
Yaşadın mı beklemeden yaşayacaksın
Bugünü kenara itip yarına bakmayacaksın
Ağladın mı saklanmadan ağlayacaksın
Aleyhime döner diye rol yapmayacaksın
Bağlandın mı beklemeden bağlanacaksın
Sevdiğinden acısını çıkarmayacaksın
Yalvardın mı ta gönülden yalvaracaksın
Reddedilir miyim diye sevmekten korkmayacaksın

Yalınayaklar Koleji

Hindistan’da bir güneş enerjisi hikayesi..

Hindistan’ın Rajasthan bölgesinde bulunan sıra dışı bir okul çoğu okuma yazma bilmeyen köylü kadın ve erkekleri kendi köylerinin güneş enerjisi mühendisleri, sanatkarları, diş hekimleri ve doktorları olmak üzere yetiştiriyor. Yalınayaklar Koleji adlı okulun kurucusu Bunker Roy okulun nasıl işlediğini anlatıyor

“Benimle 20 yıl yaşayabilir ya da yarın gidebilirsiniz”

SEÇMELER

image

Nereye gidersen git,bütün yüreğinle git
                                                 Konfüçyüs

              

image

  

Aşk duyguların şiiridir.
                                           Balzac