11 Saniyede Uyuma Yöntemi

uyku

 

 

 1.Vucudunuzu gevşetin: En sevdiğiniz uyku biçimini alarak rahat bir şekilde yatın. 

2.Yüzünüzü gevşetin: Özellikle alnınızı gevşetmeye dikkat edin. Çenenizi de gevşek tutmayı unutmayın. Böylece dişlerinizi de gıcırdatmazsınız. 

3.Daha da önemlisi gözlerinizi rahatlatın: Gözlerinizi hafifçe yumun ve huzur içinde gözlerinizin boş boş baktığınıhiç bir his ve heyecan olmadığını düşünün. 

4.En önemlisi bütün hayali resimleri silin: Kafanız tamamiyle bom boş olmalı. Hiç bir hayali resim bulundurmamalı.Uyku getirmek için kullanıldığı zaman bunların etkisini iyice artıran değişik teknikleri ayıralım 

A)Siyah rengi hayal edin:Kafanıza tam bir karanlığın dolduğunu düşünün. tamamiyle siyah. karanlık kafanıza hoş bir şekilde yayılsın. Böylece bir hayali resim belirmeye başladığında bunun etrafını siyahlık sarsın siyah renk silsin ve sadece karanlık kalsın. 

B)Bunu canlandıramayanlar.Kafanız da enlemesine büyük düz siyah bir duvar hayal edebilirsinizBu duvarın ortasında küçük bir nokta gibi parlak bir ışık vardır.bu parlak nokta gibi ışığa tüm dikkatinizi veririsiniz. Ve hemen uykuya dalarsınız.

Mutluluğun 3 Anahtarı

muttluluk

 

“Hayat bitmeyen bir mutluluk olmalıdır ve olabilir” düşüncesiyle, yaşamının sonuna kadar gerçek mutluluk ve hakikat arayışıyla geçiren Tolstoy, “Öyleyse Ne Yapalım?” adlı eserinde mutlu yaşamın formülünü veriyor:

“En yüce mutluluk üç şeyle elde edilir:

Çalışma,Fedakârlık ve Sevgi.”

Hayatını ve fikirlerini incelediğimizde, Lev Tolstoy’un bu üç şey için kafa yorduğunu ve çabaladığını görmemiz mümkündür. Mutluluğun bu üç anahtarını, farklı eserlerinden derlediğimiz ve anlamına göre birleştirdiğimiz, Tolstoy’un veciz sözlerinden anlamaya çalışalım:

mutl1- Çalışmak
“Eğer insan arzulamasaydı, insan olmazdı. Her işin sebebi arzudur”, bundan dolayıdır ki insan arzuladığı şeyi hedefler ve “Hedef, yol gösteren bir yıldızdır. Onsuz hayatın kesin bir yönü yoktur; yön yoksa hayat yoktur” ve “İnsanlar için fayda hayattadır. Hayat ise çalışmadadır” ancak.
“Hayattan nefret etmek, ancak duyarsızlığın ve tembelliğin neticesidir” ve “İnsan hatalarının iki kaynağı vardır: tembellik ve vehim. Ve iyi işlerin iki kaynağı vardır: uğraş ve akıl”, sen de buna uyarak  “Bir şey yapıyorsan, onu iyi yap. Eğer iyi yapamıyor veya yapmak istemiyorsan, en iyisi hiç yapma.” Unutma ki “Kötü işlerin kökü, kötü düşüncelerdedir” bu yüzden, “Güzel düşün ve fikirlerin iyiliklere dönüşür.”
Tarih boyunca “İnsanların başına gelen belalar, yapılması gerekenden ziyade, yapılmaması gerekeni yaptıkları yüzündendir.” Sonuç itibariyle “Hiçbir şey yapmaktansa, hiçbir şey yapmamak daha iyidir”, öyleyse “Gereksiz, uğraştırıcı, sabırsız, kaygılı, zararlı ve aynı zamanda ilgi çekici bir iş, tembellikten daha beterdir. Gerçek çalışma, her zaman sakin, ölçülü ve gösterişsizdir.”
“Yüce ve hakiki işler, her zaman sade ve mütevazıdır” ve “Gerçekten önemli işlerle meşgul olan bütün insanlar her zaman sadedirler, çünkü fazla ve gereksiz şeyler bulacak zamanları yoktur.” Onlar her zaman bir gayret içindedirler, çünkü “İyi iş her zaman gayretle yapılır ve bu gayret birkaç defa tekrarlandığında, o iş alışkanlığa dönüşür artık.”

mutlul2- Fedakârlık
“Hayatın tek gerçek mutluluğu, başkaları için yaşamaktır” ve “Bireysel ve toplumsal yaşamda tek kural vardır: hayatını iyileştirmek istiyorsan, onu adamaya hazır ol”, zira “Her kişi bilir ki, insanlarla kendisini ayıran şeyleri değil, onlarla kendisini birleştiren şeyleri yapmalıdır.”
Fedakârlıktan kasıt, başkalarının iyiliği için yaşamaktır, çünkü “İyilik, ancak fedakârlık olduğu zaman iyiliktir” ve “İyilik, hayatımızın sonsuz, yüce amacıdır. İyiliği nasıl algılarsak algılayalım, hayatımız, iyiliği hedefleyip ona doğru ilerlemekten başka bir şey değildir.”
“Bütün hayatın için bir amacın olsun, belli bir zaman için bir amaç, yıl için bir amaç, ay için, hafta için, gün için, saat için ve dakika için; büyük amaçlar uğruna küçükleri feda ederek yaşa” ve unutma ki “Hayat, iyilik ve mutluluktan başka bir amaç güdemez. Sadece bu amaç yaşamayı hak ediyor.”
“İyiliği telkin etmenin en güçlü şekli, iyi bir hayat örneğidir” ve “Sadeliğin, iyiliğin ve doğruluğun olmadığı yerde, yücelik yoktur”, nasıl ki “Bir ressamın, insanların sıkıntılarını görüp üzülmesi ve paylaşması yerine, onların sıkıntılarını resmetmek için gözlemlemesi çok garip ve ahlak dışıdır”, öyle de “Bir güvercinin iyiliği, bir erdem değildir. Güvercin bir kurttan daha erdemli değildir. İyilik, gayretin başladığı yerde başlar”, çünkü “İyi kalplilik olmadan, en iyi özelliklerin bile değeri yoktur ve en kötü kusurlar onunla kolayca affedilebilir.”
“İki istek vardır ki, onların gerçekleştirilmesi insanın gerçek mutluluğunu oluşturur: faydalı olmak ve rahat bir vicdana sahip olmak”, yani “Beden için sağlık neyse, ruh için de iyilik odur. İyilik, ona sahip olduğunda fark edilmez, ama her işte başarı getirir.”
“Seni manevi açıdan yücelten şeyleri yap sadece. Emin ol ki, ancak bu şekilde her şeyden çok topluma faydalı olabilirsin” ve unutma ki, “Başkaları için yürekten yaptığın her iyiliği, her zaman kendin için yaparsın”, öyleyse dikkat et ve “İyiliği gizlice yap, açığa kavuştuğunda ise utan. Ancak bu şekilde iyilik etmenin mutluluğunu öğrenebilirsin.”

mutluluk3- Sevgi
“Gerçek aşk, bir kişiye karşı sevgiden ziyade, ruhun herkesi sevmeye hazır olması halidir”, demek ki “Sevgi, ruhun varlığıdır. Sevgi, insana karşı olan bütün kötü duygulardan, rahatsızlık ve ironiden arınmalıdır”, öyleyse “İnsanların davranışlarını iyi ve kötüye ayıran tartışılmaz bir alamet vardır. Eğer o davranış insanlar arasındaki sevgi ve birliği artırıyorsa, iyidir; düşmanlık ve ayrılık çıkarıyorsa, kötüdür.”
“Sevgiyi sorgulamak, sevgiyi yok eder”, dikkat edersen, “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile ise kendince mutsuzdur”, çünkü “Hakiki evlilik, sevgiyi aydınlatandır ancak.”
“Sevmek, başkasının ruhuna geçmektir, onun arzularıyla yaşamaktır”, yani “Sevmek, sevdiğinin hayatıyla yaşamak demektir”, evet “Sevmek güzeldir, ama sevilmek mutluluktur”, belki de bu yüzden “Her zaman iyi olduğumuz için sevildiğimizi düşünürüz. Fakat aklımıza gelmez ki, sevilmemiz, bizi sevenlerin iyi olmalarından kaynaklanıyor.”
“Dünyaya, insanlara sevgiyle bak, onlar da sana aynı şekilde bakar”, görüldüğü gibi “Herkesin mutlu olması için bir çare var: herkes kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalara da öyle davranmalı.”
“Sevgi ölümü yok eder ve onu boş bir hayalete dönüştürür, aynı sevgi hayatı anlamsızlıktan anlamlı bir şeye çevirir ve mutsuzluktan mutluluk yapar”, öyleyse “Sevmek, hayat yaratmaktır” ve bil ki “Sevgi neredeyse, Tanrı oradadır.”mtlu

Sonuç
Hayatın amacı olan mutluluğun üç anahtarı çalışma, fedakârlık ve sevgiyi doğru bir şekilde anladığımızda ve yaşamımıza aktardığımızda, Tolstoy’un Astapovo istasyonunda bıraktığı sahipsiz bayrağı yeniden dalgalandırmış olacağız. Bunun için kendimizi eğitmeye ve geliştirmeye adamamız şarttır.

Kaynak: kendinigelistir.com

“Mükemmel vücutlar” dünyasındaki gerçeklerle yüzleşmeye hazır mısınız?

mükemmelvücutlar

Her gün önünden geçtiğiniz ya da alışveriş yaptığınız mağazalarda gördüğünüz cansız mankenlerin vücutlarına sahip kaç insan var hayatınızda?

 

 

 

 

Toplumsal farkındalığı arttırmayı amaçlayan bu projeyi yürütenleri kutluyorum.

.

Renklerin Anlamları

 

renkRenkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı?

 

KIRMIZI : Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil kırmızıeder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir. 
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.

yeşil
YEŞİL : Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.
siyahSİYAH : Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya’da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi
maviMAVİ : Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.
lacivertLACİVERT : Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.
morMOR : Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir
Pembe-PanterrPEMBE : Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir
sarıSARI : Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.
Beyaz_bulutlarBEYAZ: Temizliği ve saflığı temsil eder. İsikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler…
kahverengiKAHVERENGİ : Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.

20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü”

 

çocuk20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü”. Dünya üzerinde birçok çocuk ya savaş ortasında ya da açlık sınırında yaşamını sürdürüyor. Bu koşulları ortadan kaldırmak ve onlara daha iyi bir yaşam sağlamak amacıyla hazırlanan Çocuk Hakları Sözleşmesi, 191 ülke tarafından kabul edilmiştir. Türkiye’nin de 1990 yılında imzaladığı bu sözleşme toplam 54 maddeden oluşmaktadır.

 

Taraf ülkeler bu sözleşmeyi hazırlarken çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul etmişlerdir. Ayrıca çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini savunmuşlardır.

 

İşte bu maddelerden bazıları;

 

Madde 1
Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

 

Madde 2
1.Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.
Madde 3
1.Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makalar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
Madde 5
1.Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.

 

Madde 6
1.Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
2.Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.

 

Madde 11
1.Taraf Devletler, çocukların yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar.

 

Madde 12
1.Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.

 

Madde 13
1.Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.

 

Madde 14
1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.

 

Madde 15
1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.

 

 

 

Madde 16
1.Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
Madde 20
1.Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.

 

Madde 23
1.Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.

 

Madde 24
1.Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.

 

Madde 27
1.Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.

 

Madde 28
1.Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler.

 

 

 

Madde 31
1.Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.

 

Madde 33
1.Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.

Madde 34
Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler.

 

   

 

                               OSMAN KONUK un     “BÜYÜKLERE YARDIM EDİN!”   adlı yazısından aldığım iki diyaloğu sizinle paylaşmak istiyorum.

çock

Diyalog 1:
Dört yaşındaki yeğenimi deniz kıyısına götürmüştüm. Kıyıda oltacılar balık avlıyorlardı. Yeğenim, olta ve balık arasında bir bağlantı olduğunu anlamıştı. Heyecanla bağırdı:
“Amca biz de balık kurtaralım!”
(Çocuk zihnini daha iyi anlatan bir cümle)

 

Diyalog 2:
İki çocuk parkta karşılaşırlar. Yanlarında anneleri. Birinci çocuk ikinciye pat diye sorar:
“Siz fakir misiniz?”
Sorunun muhatabı çocuk annesinin eteğini çekiştirerek:
“Anne biz fakir miyiz?”  diye sorar.
Annesi :
“Hayır tabii ki değiliz” der ve eliyle az ilerde oynayan çocukları göstererek:
“Biz fakir değiliz, onlar fakir”.
Böylece  o çocuğun , “fakir ama gururlu bir çocuk” olma şansı elinden alınmış olur.