Albert Einstein Sözleri

EinsteinAlbert Einstein

(14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi. Özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile iki yüzyıldır Newton mekaniğinin hakim olduğu uzay anlayışında bir devrim yaratmıştır. Einstein hayatı boyunca 300’den fazla bilimsel makale yayınlamıştır, ayrıca 150’den fazla bilim dışı çalışmaları da olmuştur. Başarıları ve eserleri nedeniyle Einstein sözcüğü, “dahi” ile eşanlamlı kullanılmaya başlanmıştır.

                             ♥

Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.

Ben gelecek için hiç bir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor

Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir

Bir insanın zekası cevaplarından değil; sorduğu sorulardan anlaşılır.

Bu dünyada beni birkaç kişi anladı, onlar da yanlış anladı.

Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden.

Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemektir.

Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır

En değerli kişiler alçakgönüllü olanlardır.

Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez.

 

                                         ♥♥♥

 

Guguk Kuşunun Hilesi

guguk kusu   Guguk kuşu uzun ve sivri kanatlı, uzun kuyruklu, iyi uçucu kuşlardır.Eski ve Yeni dünya kıtalarında orman veya diğer yerlerde yaşarlar. Göçmen olanları vardır. Ötüşlerinden dolayı guguk adını almıştır. Guguklu saatlerde, sesleri taklit edilmektedir.
Guguk kuşları “Kuluçka asalağı”dır.

Dişi guguk kuşunun inanılmaz bir stratejisi vardır. Yumurtlama döneminde daha önce sürekli takip ettiği kuş türünün yuvasını gözetler . Gözetlediği kuş türü yuvadan ayrılır ayrılmaz guguk kuşu harekete geçer ve hemen yuvaya gidip yumurtasını bırakır. Guguk kuşu yumurtasını bırakırken yuvanın içindeki yumurtalardan birini çıkarır ve yerine kendi yumurtası koyar.

Bu sayede yuvasına dönen diğer kuş türü bu farklılığı anlamadan kuluçka yapmaya devam eder.

Yuvaya bırakılan guguk kuşu 12 günlük bir kuluçka süresi yaşadıktan sonra yumurtadan çıkar ve 4-5 gün sonra gözlerini açmaya başlar. Şaşılacak durum ise yumurtadan çıktıktan sonra yaşanır. Yavru guguk kuşu yumurtadan çıktıktan hemen sonra, bakıcı kuşun olmadığı bir zamanda, diğer yumurtaları yuvadan aşağıya atar. Böylece bakıcı kuş, kendisinin zannedip yavruyu dikkatle beslemeye başlar. 6.haftaya doğru guguk kuşu bakıcı kuştan daha büyük olduğu için, ebeveyn yavruyu beslerken enteresan bir görüntü oluşur.

İşte Guguk Kuşunun Hilesi:

Çocuğunuz size vuruyorsa bunları yapın

image

Çocuğunuz size vurmak gibi problemli davranışlarda bulunuyorsa ne yapabilirsiniz? Ona nasıl yaklaşmalısınız?

İşte çocuğunuz size vurduğunda yapmanız gerekenler…

Evinizde şiddete yer olmadığını idrak etmesini sağlayın

Zaten vurmak gibi bir alışkanlığı olan çocuğa “biz kimseye vurmuyoruz!” demenin hiçbir mantıklı yanı yok. Aslına bakarsınız bu yöntem sizi daha etkisiz ve otoritesiz bir duruma sokar. Çünkü “biz kimseye vurmuyoruz!” doğru olsaydı eğer, çocuğunuz size vuruyor olmazdı. Fiziksel bakımdan saldırgan çocuklarla ilgilenirken, zayıflık göstererek çocuğa vurmaması için yalvarmak yerine, öfkeli hissetmenin normal, ancak vurmanın yasak olduğunu kesin bir dille anlatmak gerekiyor. Çocuğunuz sakinleştikten sonra onunla taşkınlığı hakkında kararlı ve net bir şekilde konuşun: “Biliyorum sinirleniyorsun, çok fazla öfken var. Bu kocaman duygularla kimseyi incitmeden başa çıkabilmen için sana yardım edeceğim. Seni çok kızdıran şeylerle ben ilgileneceğim; ancak anneye vurmak yasak.”

Çocuğunuzun iyi dinlenmiş ve beslenmiş olduğundan emin olun

Çocuğunuz yorgun mu? Aç mı? Çocuğunuzun ani tepkileri ve saldırıları, midesinin boş olduğu zamanlara denk geliyor olabilir. Bu problemli davranışların takibinde olun. Çoğunlukla akşam yemeklerinden önce mi oluyor? Üstesinden gelmesi için küçük bir atıştırmalık verin. Yatma saatinden hemen önce mi? Yorgun düşmemesi için biraz daha erken yatmasını sağlayın.

Çocuğunuzu dikkatinizden ve ilginizden mahrum bırakmayın

Çocuğunuza, dikkatinizi ve ilginizi, hızlı bir kucaklama ya da küçük bir gülümseme gibi basit ve kolay hareketlerle, gün boyunca küçük dozlar halinde vermeyi unutmayın. Çocuğunuzla tüm etkileşiminiz görevlerin tamamlanması hakkında olduğu zaman – “ellerini yıkadın mı?”, “ödevlerini yaptın mı?” gibi – çocuklarınızı onları ne kadar çok sevdiğinizi anlayabilecekleri küçük, sevimli alışverişlerden yoksun bırakmış olursunuz. Kendilerini size yakın ve bağlı hisseden çocuklar genelde sizi memnun etmek için ellerinden geleni yaparlar.

Çocuğunuzun hareketleri taşkınlık haline geldiği an, kelimelerinizi sınırlayın

Çocuğunuz sinirlenmeye başladığı an, kullanabileceğiniz sihirli sözcükler yok maalesef. Kontrolünü kaybettiğinde, duygu fırtınası dinmeden sakinleşebilmesi neredeyse imkânsız. Bu durumda yapabileceğiniz en makul şey, çocuğunuzu kontrol altına almaya çalışmak ve ikinizin de güvenliğini sağlamak.

Çocuğunuzun saldırganlığını besleyen duygularına hitap edin

Öfkeli bir çocuk, genellikle canı yanan bir çocuktur. Yaralı insan, yaralar. Çocuğunuzun taşkınlıklarını neyin tetiklediğini keşfedebileceğiniz sessiz bir ortam yaratın, vakit ayırın. Onu en son patlamasının sebebi olduğunu iddia ettiği şey hakkında gerçekleri söylemeye davet edin. Müdahale etmeden ve tavsiye vermeden dinleyin. Dikkatlice dinlemek, çocuğunuzu neyin rahatsız ettiğini bulmanıza yardımcı olacak; belki de okulda yaşadığı tatsızlıklar yüzünden bozulan sinirlerini rahatlatmak için ihtiyacı olan ebeveynliği yapabileceksiniz.

Çocuğunuza farkındalığı öğretin

Son zamanlarda, çocuklar ve farkındalık meditasyonları ile ilgili çok yararlı etkinlikler düzenleniyor. Bu çalışmalarda, birkaç dakikalık arkadaş canlısı egzersizlere katılan çocukların öfke ve gerginliklerinde yoğun bir azalma görülüyor. Tüm bu programlar ve daha fazlası, yerinde duramayan, huzursuz çocukların dahi kimi zaman öfke ve saldırganlık kontrollerini artırabilmek için kucaklarına oyuncak bir ayı koyarak, yavaş ve sessizce nefes almaya odaklanabildiklerini kanıtlıyor.

Grafen

Grafen Nedir?

grafenGrafen, karbon atomunun bal peteği örgülü yapılarından bir tanesine verilen isimdir. İçinde bulunan güçlü karbon bağları sayesinde grafen şu ana kadar bulunan en dayanıklı malzeme diyebiliriz . Aslında çok yabancı olmadığımız  grafitlerin üst üste binmesiyle oluşan ve doğadaki  tek  iki boyutlu madde özelliği taşıyan grafen termal, elektrik ve optik özellikleriyle  bilim dünyasında çığır açacağa benziyor.
Manchester Üniversitesi’nde 2004 yılında A.Geim ve K.Novoselov adlı iki bilim adamının yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkan bu buluş ile iki boyutlu bir sisteme sahip bal peteği örgülü ağ yapısında ki grafeni keşfetmişlerdir. Potansiyel olarak çok geniş bir kullanım alanına sahip olan ve bilim için bir mucize olarak adlandırılan grafen,  bilim adamlarına Nobel Fizik Ödülü’nü getirdi.

Grafeni Nerelerde Kullanabiliriz?

grafen1Günümüzdeki teknolojik ilerlemelere bakarak grafenin yakın geleceğimizde kendisine yer bulması hiç te zor olmayacak gibi görünüyor. Robot yapımı, telekomünikasyon, biyokimya, elektrik-elektronik gibi sayısız birçok alanda grafen karşımıza çıkacak.

Atomları arasındaki bağın çok güçlü olması ve esneme özelliği, grafenin uygulama alanını da oldukça genişletiyor. Isıyı en iyi ileten madde olması dışında her yüzeye kolaylıkla uyum sağlayabilmesi ile bundan böyle silikonun da tahtını sallayacak gibi duruyor. Şimdiden  hidrojel kontrollü sentetik robot, solar araştırmalar, insan beynine yönelik araştırmalar, bitkilerde aerojel olarak kulanımı ,biyonik kulak gibi çok önemli alanlarda kendine yer buldu.

Grafin Adlı Madde Hayatımızı Değiştirebilir

İki İngiliz bilimadamına 2010 yılında Nobel ödülü kazandıran grafin adlı madde kanser tedavisinden dokunmatik ekranlara ve tenis raketlerine kadar her alanda kullanılma özelliğine sahip. Uzmanlar yakın gelecekte grafinin hayatımızı değiştireceğini söylüyor

(İnternetten derlenmiştir)

3 boyutlu yazıcılar hayatımızı değiştirecek

3-D Printer

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz ‘3-D Printer’ teknolojisi nedir? Ne işe yarar? 3-D Printer ile neler yapılabilir? CNC’den farkı nedir? İşte her yerde karşılaştığımız ama tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz 3-D Printer’lar…

3-D Printer, Türkçe ifade ile ‘üç boyutlu yazıcı’ olarak biliniyor. 3-D Printer teknolojisinin en genel tanımı, dijital tasarımları 3 boyutlu katı nesneler haline getirmeye yarayan bir teknoloji. Geleneksel makine tekniklerinden farklı bir yöntemle çalışan 3-D Printer’lar, CNC tezgahları gibi nesneyi sadece oyarak veya delerek şekil vermiyor.

3-D Printer, dijital bir tasarımı ‘katılımlı süreç’ yani art arda gelen madde katmanlar şeklinde döşeyerek, birbirine peşi sıra ekleyerek meydana getiriyor.

3-D Printer teknolojisi aslında yeni bir teknoloji değil. 1980’li yılların ortalarında Chuck Hull tarafından icat edilen ve patenti alınan bu yazıcılardan bir prototip oluşturuldu. Ardından gelişen teknolojilerle bu cihaza eklemeler yapıldı ve 3 boyutlu çeşitli ürünler meydana getirildi.

İlk olarak bir animasyon programı 3-D Printer teknolojisine ilham verdi. Bu programda dizayn edilen şekiller, katmanlara ayrıldı. Bu katmanları sırasıyla oluşturan 3-D Printerlarla daha sonra sanal olarak dizayn edilen nesnenin katı cismi medyana getirildi.

3-D Printer1Tasarımı bilgisayar ortamında dijital olarak tamamlanan herhangi bir ürün, aynı boyutta ve aynı şekilde 3-D Printer teknolojisi sayesinde oluşturuldu.

3 boyutlu maddeler dizayn edilirken bunun katmanlar halinde olması gerekiyor.

3 boyutlu ve katmanlar halinde tasarlanan maddeler, daha sonra 3-D Printer cihazına gönderiliyor. Tasarımınıza uygun materyalinin seçilmesinin ardından lastik, plastik, kağıt, metal veya poliüretan benzeri materyallerden birini seçerek oluşturduğunuz şekli somut bir cisim haline getirebiliyorsunuz.

Yazıcının tasarımı 3 boyutlu hale getirirken kullandığı yöntemler, püskürtme, sıkma (sıkıştırma) veya 3-D Printer’dan ürünün ortaya çıkarıldığı platforma malzemelerin aktarılması şeklinde sıralanabilir.

Yazıcıya tasarladığınız ürünü çıkış almak üzere gönderdiğinizde, sırasıyla bioplastik hammaddeyi yazıcının haznesine doğru çekiyor ve onu eriterek kullanıma hazır hale getiriyor.

Kalınlığı ayarlanabilen uçlar ile ürün oluşturulmaya başlanıyor.

Cihazın platformunda şekillenen madde daha sonra soğuyarak katı hale geliyor ve ortaya dijital tasarımın aynısı çıkarılıyor.

Bu teknoloji, birçok sektörde kullanışlı hale getirilebilir. Özellikle medikal ürünlerin tasarımında başarılı ürünler ortaya çıkaran bu teknoloji ile kulak, ayak ve çene gibi tasarımlar yapılabiliyor.

Geçtiğimiz yıl araştırmacılar, mühendisler ve dişçilerin bir araya gelerek oluşturduğu gaga ile ‘kel kartal’ olarak bilinen bir yırtıcı kuş türünün gagası tasarlandı ve 3-D Printerlar ile üretildi.

Üç boyutlu yazıcıların bir diğer ürünü ise yarı otomatik bir silah, fabrikasyon ürünü olan silahların özelliklerine oldukça benziyor. Amerika’da üretim ve satış izni alınan silahlar, Amerikan Hükümeti’nin de izniyle önümüzdeki yıllarda piyasaya sürülecek.

Üç boyutlu yazıcılar sayesinde lojistik sorunu aşılabilecek. Ürünleri tek tek taşımak ve bunun için büyük bir maddi yükün altına girmek yerine, sadece dijital tasarımlar paylaşılarak bu sorun halledilebilecek. Böylece hem zamandan, hem de maliyetten kar elde etmek mümkün olacak.

Mutluluğun peşinden gitmek

gitmek

 

 

 

 

 

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı
durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar
verdi. Herkese bir balon vererek başladı.
Herkes gazlı kalemle balonuna adını
yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve
bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde
üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları
söylendi. Herkes deli gibi kendi adını
aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir
birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı
oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu
bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon
almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o
balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika
içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu
görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor
ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim
mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda
gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size
gelir. Ve insanların yaşam amacı da
budur…mutluluğun peşinden gitmek.”

 

Ölmeden önce görülmesi gereken 27 gerçeküstü nokta

1. Zhangye Danxia Oluşumları – Gansu, China

Bu gökkuşağına benzeyen renkler kırmızı kumtaşı ve topraktaki çeşitli madenler neticesinde 24 milyon yılda oluşmuştur.

1
1a

 

 

 

2. Dünyanın Sonundaki Salıncak – Baños, Ekvador
Ekvador yakınlarında aktif bir volkana bakan cılız bir ağaç ev bulunur. Ve ağaçta basit bir salıncak kuruludur. Onunla hiçbir güvenlik önlemi olmadan sallanmak epeyce cesaret gerektiriyor.
02

 

 

 

3. Büyük Mavi Delik – Belize
Belize kıyılarında bulunan ve aslında bir denizaltı düdeni olan 124 metre derinliğindeki bu “Büyük Mavi Delik” dünyanın en iyi dalış sitelerinden biridir.
03

 

 

 

4. Lale Bahçeleri- Hollanda
04

 

 

 

5. Hang Son Doong mağarası – Quang Binh, Vietnam
Son Doong dünyanın en büyük mağarasıdır. 2,5 milyon yıl önce oluşmuş ve içine 40 katlı binalardan oluşan bir blok rahatlıkla sığar.
05

 

 

 

6. Hitachi Seaside Park – Hitachinaka, Ibaraki, Japonya
Parkta bulunan 4,5 milyon çiçeği rengarenk görmek için açma zamanı olan baharda ziyaret etmek gerekir.
06

 

 

 

7. Juneau Mendenhall Buz Mağaraları – Alaska, USA
Mağara Mendenhall Buzulunun altında yatıyor ve her ziyaretçi onu biraz daha erimiş olarak buluyor.
07

 

 

 

8. Roraima Dağı – Venezuela, Brazilya ve Guyana
Masa dağlar yaklaşık 2 milyar yıl önce kadar uzanan ve dünyadaki en eski jeolojik oluşumları olarak kabul edilir. Dağ; Brezilya, Guyana ve Venezuela için üçlü sınır görevi görür.
08

 

 

9. Anadolu’nun Antik Bölgesi – Kapadokya, Türkiye
Alan popüler bir turizm alanı ve sıcak hava balonu için bir favori nokta haline gelmiştir.
09

 

 

 

10. Yıldızlar Denizi – Vaadhoo Adası, Maldivler
Bu görüntü, gökteki yıldızların ayna gibi yansıması olarak görülebilir. Ama sudaki bu biyolojik ışıklanma fitoplankton adı verilen deniz canlılarından kaynaklanmaktadır.
10

 

 

 

11. Victoria Şelaleleri – Zimbabwe ve Zambia sınırı, Africa
Bu 355 metrelik şelale Zambiya ve Zimbabve sınırında yer alır ve Afrika’nın en geniş şelalesidir. Maceracı turistler düşme kenarında bulunan Şeytan Havuzu denilen havuzda birbirlerine şaka yapmaktan çekinmezler.
11

 

 

 

12. Trolltunga – Hordaland, Norveç
Trolltunga havada 600 metre kadar dağ dışına asılı bir kaya parçasıdır.
12

 

 

 

13. Whitehaven Sahili – Whitsunday Adası, Avustralya
Milyonlarca yıl dalgaların getirdiği çok ince beyaz kumlar bu sahilin görsel güzelliğini oluşturuyor. Çok ince olan bu kumlar elektronik eşyalarda ve özellikle cep telefonlarında hasara yol açtığından sahile girişte bırakılması tavsiye ediliyor.13

 

 

 

14. Büyük Kanyon – Arizona, USA
Bu muhteşem güzellik 277 kilometre uzunluğunda ve 18 mil genişliğinde ve Dünyanın Yedi Doğal Harikası biri olarak kabul edilir.
14

 

 

 

15. Carrera Gölündeki Mermer Mağaraları – Patagonya (Arjantin – Şili)
Mermer Şapel ve Mermer Katedrali olarak bilinen Mermer Mağaraları, gölün merkezinde bulunan mağaralar son 6000 yılda dalgalar tarafından oluşturulmuştur.
15

 

 

 

16. Klevan Aşk Tüneli – Ukrayna
Hiç şüphesiz romantik olsa da, bir fabrika için odun temini için tünelden günde üç kez çalışan aktif bir tren var. Sadece hatıra fotoğrafları yakalamak isteyenlere uyarı: Trene dikkat!
16

 

 

 

17. Salar De Uyuni Potosí, Bolivia
Burası dünyanın en büyük tuz platosu. Ayrıca yağmur mevsiminde gökyüzünde dev bir ayna olur.
17

 

 

 

18. Enchanted Well – Chapada Diamantina, Bahia, Brazil
Chapada Diamantina Milli Parkı yer alan, bu duru su 120 metre derinliğinde ve kayalardaki açıklıktan girişi var.
18

 

 

 

19. Antelope Kanyonu – Arizona, USA
Page Ariz yakınında yer alan, bu parlak kanyon yuvası “Çatlak” ve ”Tirbuşon” olarak adlandırılan iki farklı bölüme ayrılmıştır.
19

 

 

 

20. İskoçya’da Staffa adasında Fingal Mağarası
Bu blok yapısı insan yapımı gibi görünse de, aslında bir Paleosen lav akışı içinde altıgen eklemli bazalt sütunlar tarafından oluşturuldu.
20

 

 

 

21. To Sua Ocean Trench – Upolu, Samoa güney kıyısında Lotofaga köyünde
Sua, Lotofaga’da dev bir delik. Su zaman içinde akarken tünel gibi akan bir yüzme havuzu haline getirilmiştir .
21

 

 

 

 

22. Arashiyama Bamboo bahçeleri – Kyoto, Japonya
Bu ağaçlıklı yol, güzel bir günü karşılamak için yürüyüş ve bisiklet sürmek için idealdir.
22

 

 

 

23. Glowworm Mağaraları – Waitomo, Yeni Zellanda
Glowworm Mağaraları; belirli bir noktaya Glowworm Grotto adlı küçük sivrisiniek büyüklüğündeki canlıların tavanlarda bir yıldızlı etki yaratmak için toplandığı bir yer olarak bilinir. Bu tür sadece Yeni Zelanda’da bulunur.
23

 

 

 

24. Haiku Merdivenleri – Oahu, Hawaii, USA
Stairway to Heaven teknik adamlar için oluşturulmuş halka kapalı dik bir yürüyüş parkuru, ama birçok kişi “No Trespassing – Yayalara Kapalı” işaretlerine rağmen tırmanmaya devam ediyor. Siz dururmuydunuz?
24

 

 

 

25. Kamchatka Yanardağı – Rusya
Kamçatka Yarımadası üzerinde 19 u hala etkin olan volkanlar zinsiri bulunur. En yüksek yanardağ ise yaklaşık 4876 metre yüksekliğinde olan Klyuchevskaya Sopka dır.
25

 

 

 

26. Cenotes – Yucatán Peninsula, Mexico
Meksika’da bu düdenler buzul çağı sırasında oluşmuş ve Mayalar tarafından kutsal mekanlar olarak kullanılmıştır.
26

 

 

 

 

27. Kelimutu Krater Gölleri – Flores Adası, Endonezya.
Bu zaman zaman yeşilden kırmızıya renk değiştiren göllerin diğer bir ilginç yanı isimlerinin de zaman zaman Genç Erkekler, Maidens, Tatlı Cadı veya Enchanted olarak.değişmesi. Çok ünlü bir turizm noktası olma özelliğini korumaktadır.
27
Kaynak:hurriyet.com.tr

Mutluluğun 3 Anahtarı

muttluluk

 

“Hayat bitmeyen bir mutluluk olmalıdır ve olabilir” düşüncesiyle, yaşamının sonuna kadar gerçek mutluluk ve hakikat arayışıyla geçiren Tolstoy, “Öyleyse Ne Yapalım?” adlı eserinde mutlu yaşamın formülünü veriyor:

“En yüce mutluluk üç şeyle elde edilir:

Çalışma,Fedakârlık ve Sevgi.”

Hayatını ve fikirlerini incelediğimizde, Lev Tolstoy’un bu üç şey için kafa yorduğunu ve çabaladığını görmemiz mümkündür. Mutluluğun bu üç anahtarını, farklı eserlerinden derlediğimiz ve anlamına göre birleştirdiğimiz, Tolstoy’un veciz sözlerinden anlamaya çalışalım:

mutl1- Çalışmak
“Eğer insan arzulamasaydı, insan olmazdı. Her işin sebebi arzudur”, bundan dolayıdır ki insan arzuladığı şeyi hedefler ve “Hedef, yol gösteren bir yıldızdır. Onsuz hayatın kesin bir yönü yoktur; yön yoksa hayat yoktur” ve “İnsanlar için fayda hayattadır. Hayat ise çalışmadadır” ancak.
“Hayattan nefret etmek, ancak duyarsızlığın ve tembelliğin neticesidir” ve “İnsan hatalarının iki kaynağı vardır: tembellik ve vehim. Ve iyi işlerin iki kaynağı vardır: uğraş ve akıl”, sen de buna uyarak  “Bir şey yapıyorsan, onu iyi yap. Eğer iyi yapamıyor veya yapmak istemiyorsan, en iyisi hiç yapma.” Unutma ki “Kötü işlerin kökü, kötü düşüncelerdedir” bu yüzden, “Güzel düşün ve fikirlerin iyiliklere dönüşür.”
Tarih boyunca “İnsanların başına gelen belalar, yapılması gerekenden ziyade, yapılmaması gerekeni yaptıkları yüzündendir.” Sonuç itibariyle “Hiçbir şey yapmaktansa, hiçbir şey yapmamak daha iyidir”, öyleyse “Gereksiz, uğraştırıcı, sabırsız, kaygılı, zararlı ve aynı zamanda ilgi çekici bir iş, tembellikten daha beterdir. Gerçek çalışma, her zaman sakin, ölçülü ve gösterişsizdir.”
“Yüce ve hakiki işler, her zaman sade ve mütevazıdır” ve “Gerçekten önemli işlerle meşgul olan bütün insanlar her zaman sadedirler, çünkü fazla ve gereksiz şeyler bulacak zamanları yoktur.” Onlar her zaman bir gayret içindedirler, çünkü “İyi iş her zaman gayretle yapılır ve bu gayret birkaç defa tekrarlandığında, o iş alışkanlığa dönüşür artık.”

mutlul2- Fedakârlık
“Hayatın tek gerçek mutluluğu, başkaları için yaşamaktır” ve “Bireysel ve toplumsal yaşamda tek kural vardır: hayatını iyileştirmek istiyorsan, onu adamaya hazır ol”, zira “Her kişi bilir ki, insanlarla kendisini ayıran şeyleri değil, onlarla kendisini birleştiren şeyleri yapmalıdır.”
Fedakârlıktan kasıt, başkalarının iyiliği için yaşamaktır, çünkü “İyilik, ancak fedakârlık olduğu zaman iyiliktir” ve “İyilik, hayatımızın sonsuz, yüce amacıdır. İyiliği nasıl algılarsak algılayalım, hayatımız, iyiliği hedefleyip ona doğru ilerlemekten başka bir şey değildir.”
“Bütün hayatın için bir amacın olsun, belli bir zaman için bir amaç, yıl için bir amaç, ay için, hafta için, gün için, saat için ve dakika için; büyük amaçlar uğruna küçükleri feda ederek yaşa” ve unutma ki “Hayat, iyilik ve mutluluktan başka bir amaç güdemez. Sadece bu amaç yaşamayı hak ediyor.”
“İyiliği telkin etmenin en güçlü şekli, iyi bir hayat örneğidir” ve “Sadeliğin, iyiliğin ve doğruluğun olmadığı yerde, yücelik yoktur”, nasıl ki “Bir ressamın, insanların sıkıntılarını görüp üzülmesi ve paylaşması yerine, onların sıkıntılarını resmetmek için gözlemlemesi çok garip ve ahlak dışıdır”, öyle de “Bir güvercinin iyiliği, bir erdem değildir. Güvercin bir kurttan daha erdemli değildir. İyilik, gayretin başladığı yerde başlar”, çünkü “İyi kalplilik olmadan, en iyi özelliklerin bile değeri yoktur ve en kötü kusurlar onunla kolayca affedilebilir.”
“İki istek vardır ki, onların gerçekleştirilmesi insanın gerçek mutluluğunu oluşturur: faydalı olmak ve rahat bir vicdana sahip olmak”, yani “Beden için sağlık neyse, ruh için de iyilik odur. İyilik, ona sahip olduğunda fark edilmez, ama her işte başarı getirir.”
“Seni manevi açıdan yücelten şeyleri yap sadece. Emin ol ki, ancak bu şekilde her şeyden çok topluma faydalı olabilirsin” ve unutma ki, “Başkaları için yürekten yaptığın her iyiliği, her zaman kendin için yaparsın”, öyleyse dikkat et ve “İyiliği gizlice yap, açığa kavuştuğunda ise utan. Ancak bu şekilde iyilik etmenin mutluluğunu öğrenebilirsin.”

mutluluk3- Sevgi
“Gerçek aşk, bir kişiye karşı sevgiden ziyade, ruhun herkesi sevmeye hazır olması halidir”, demek ki “Sevgi, ruhun varlığıdır. Sevgi, insana karşı olan bütün kötü duygulardan, rahatsızlık ve ironiden arınmalıdır”, öyleyse “İnsanların davranışlarını iyi ve kötüye ayıran tartışılmaz bir alamet vardır. Eğer o davranış insanlar arasındaki sevgi ve birliği artırıyorsa, iyidir; düşmanlık ve ayrılık çıkarıyorsa, kötüdür.”
“Sevgiyi sorgulamak, sevgiyi yok eder”, dikkat edersen, “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile ise kendince mutsuzdur”, çünkü “Hakiki evlilik, sevgiyi aydınlatandır ancak.”
“Sevmek, başkasının ruhuna geçmektir, onun arzularıyla yaşamaktır”, yani “Sevmek, sevdiğinin hayatıyla yaşamak demektir”, evet “Sevmek güzeldir, ama sevilmek mutluluktur”, belki de bu yüzden “Her zaman iyi olduğumuz için sevildiğimizi düşünürüz. Fakat aklımıza gelmez ki, sevilmemiz, bizi sevenlerin iyi olmalarından kaynaklanıyor.”
“Dünyaya, insanlara sevgiyle bak, onlar da sana aynı şekilde bakar”, görüldüğü gibi “Herkesin mutlu olması için bir çare var: herkes kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalara da öyle davranmalı.”
“Sevgi ölümü yok eder ve onu boş bir hayalete dönüştürür, aynı sevgi hayatı anlamsızlıktan anlamlı bir şeye çevirir ve mutsuzluktan mutluluk yapar”, öyleyse “Sevmek, hayat yaratmaktır” ve bil ki “Sevgi neredeyse, Tanrı oradadır.”mtlu

Sonuç
Hayatın amacı olan mutluluğun üç anahtarı çalışma, fedakârlık ve sevgiyi doğru bir şekilde anladığımızda ve yaşamımıza aktardığımızda, Tolstoy’un Astapovo istasyonunda bıraktığı sahipsiz bayrağı yeniden dalgalandırmış olacağız. Bunun için kendimizi eğitmeye ve geliştirmeye adamamız şarttır.

Kaynak: kendinigelistir.com

ÖFKELENİNCE NEDEN BAĞIRIRIZ ?

öfke

Yan yana duran iki insan birbirine neden bağırır? Öfkelenince neden yüksek sesle konuşuruz? Sükunetimizi kaybettiğimiz için mi bağırarak konuşuruz yoksa bambaşka bir nedenden dolayı mı?

 

 

Sorunun yanıtı bir bilgelik öyküsünde saklı:

 

bağırmak

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız?

 

O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? ” diye tekrar sormuş.

 

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:

“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş:

“ Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin.Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.” (Alıntıdır)

Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.

(Thomas Carlyle )