HERKES KENDİ ZAMANINDA YAŞAR

New York California’dan 3 saat ileride ancak bu California’yı yavaş yapmaz.

Kimi 22 yaşında mezun olur ama sağlam bir iş bulmak için 5 sene bekler.

Kimi 25 yaşında ceo olup 50 yaşında ölürken kimi 50 yaşında ceo olur 90’ı görür.

Kimi evlenirken kimi bekar kalır.

Obama 55 yaşında emekli oldu trump 70 yaşında görevine başladı.

Bu dünyadaki herkes “kendi zamanına” göre yaşar.Etraftaki bazı insanlar senden bir adım ileride gözükebilir, bazıları ise senin yerinde gözükebilir.Ancak herkes kendi yarışında, kendi zamanında.Onlara kıskançlık da besleme taklit de etme. Onlar kendi zamanında sen kendi zamanında yaşayacaksın. Hayat harekete geçmek için doğru zamanı beklemektir.

Yani sakin ol.Geç kalmadın.

Erken de değil.

Tam zamanında yaşıyorsun.

Albert Einstein Sözleri

EinsteinAlbert Einstein

(14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi. Özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile iki yüzyıldır Newton mekaniğinin hakim olduğu uzay anlayışında bir devrim yaratmıştır. Einstein hayatı boyunca 300’den fazla bilimsel makale yayınlamıştır, ayrıca 150’den fazla bilim dışı çalışmaları da olmuştur. Başarıları ve eserleri nedeniyle Einstein sözcüğü, “dahi” ile eşanlamlı kullanılmaya başlanmıştır.

                             ♥

Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.

Ben gelecek için hiç bir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor

Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir

Bir insanın zekası cevaplarından değil; sorduğu sorulardan anlaşılır.

Bu dünyada beni birkaç kişi anladı, onlar da yanlış anladı.

Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden.

Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemektir.

Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır

En değerli kişiler alçakgönüllü olanlardır.

Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez.

 

                                         ♥♥♥

 

Guguk Kuşunun Hilesi

guguk kusu   Guguk kuşu uzun ve sivri kanatlı, uzun kuyruklu, iyi uçucu kuşlardır.Eski ve Yeni dünya kıtalarında orman veya diğer yerlerde yaşarlar. Göçmen olanları vardır. Ötüşlerinden dolayı guguk adını almıştır. Guguklu saatlerde, sesleri taklit edilmektedir.
Guguk kuşları “Kuluçka asalağı”dır.

Dişi guguk kuşunun inanılmaz bir stratejisi vardır. Yumurtlama döneminde daha önce sürekli takip ettiği kuş türünün yuvasını gözetler . Gözetlediği kuş türü yuvadan ayrılır ayrılmaz guguk kuşu harekete geçer ve hemen yuvaya gidip yumurtasını bırakır. Guguk kuşu yumurtasını bırakırken yuvanın içindeki yumurtalardan birini çıkarır ve yerine kendi yumurtası koyar.

Bu sayede yuvasına dönen diğer kuş türü bu farklılığı anlamadan kuluçka yapmaya devam eder.

Yuvaya bırakılan guguk kuşu 12 günlük bir kuluçka süresi yaşadıktan sonra yumurtadan çıkar ve 4-5 gün sonra gözlerini açmaya başlar. Şaşılacak durum ise yumurtadan çıktıktan sonra yaşanır. Yavru guguk kuşu yumurtadan çıktıktan hemen sonra, bakıcı kuşun olmadığı bir zamanda, diğer yumurtaları yuvadan aşağıya atar. Böylece bakıcı kuş, kendisinin zannedip yavruyu dikkatle beslemeye başlar. 6.haftaya doğru guguk kuşu bakıcı kuştan daha büyük olduğu için, ebeveyn yavruyu beslerken enteresan bir görüntü oluşur.

İşte Guguk Kuşunun Hilesi:

Çocuğunuz size vuruyorsa bunları yapın

image

Çocuğunuz size vurmak gibi problemli davranışlarda bulunuyorsa ne yapabilirsiniz? Ona nasıl yaklaşmalısınız?

İşte çocuğunuz size vurduğunda yapmanız gerekenler…

Evinizde şiddete yer olmadığını idrak etmesini sağlayın

Zaten vurmak gibi bir alışkanlığı olan çocuğa “biz kimseye vurmuyoruz!” demenin hiçbir mantıklı yanı yok. Aslına bakarsınız bu yöntem sizi daha etkisiz ve otoritesiz bir duruma sokar. Çünkü “biz kimseye vurmuyoruz!” doğru olsaydı eğer, çocuğunuz size vuruyor olmazdı. Fiziksel bakımdan saldırgan çocuklarla ilgilenirken, zayıflık göstererek çocuğa vurmaması için yalvarmak yerine, öfkeli hissetmenin normal, ancak vurmanın yasak olduğunu kesin bir dille anlatmak gerekiyor. Çocuğunuz sakinleştikten sonra onunla taşkınlığı hakkında kararlı ve net bir şekilde konuşun: “Biliyorum sinirleniyorsun, çok fazla öfken var. Bu kocaman duygularla kimseyi incitmeden başa çıkabilmen için sana yardım edeceğim. Seni çok kızdıran şeylerle ben ilgileneceğim; ancak anneye vurmak yasak.”

Çocuğunuzun iyi dinlenmiş ve beslenmiş olduğundan emin olun

Çocuğunuz yorgun mu? Aç mı? Çocuğunuzun ani tepkileri ve saldırıları, midesinin boş olduğu zamanlara denk geliyor olabilir. Bu problemli davranışların takibinde olun. Çoğunlukla akşam yemeklerinden önce mi oluyor? Üstesinden gelmesi için küçük bir atıştırmalık verin. Yatma saatinden hemen önce mi? Yorgun düşmemesi için biraz daha erken yatmasını sağlayın.

Çocuğunuzu dikkatinizden ve ilginizden mahrum bırakmayın

Çocuğunuza, dikkatinizi ve ilginizi, hızlı bir kucaklama ya da küçük bir gülümseme gibi basit ve kolay hareketlerle, gün boyunca küçük dozlar halinde vermeyi unutmayın. Çocuğunuzla tüm etkileşiminiz görevlerin tamamlanması hakkında olduğu zaman – “ellerini yıkadın mı?”, “ödevlerini yaptın mı?” gibi – çocuklarınızı onları ne kadar çok sevdiğinizi anlayabilecekleri küçük, sevimli alışverişlerden yoksun bırakmış olursunuz. Kendilerini size yakın ve bağlı hisseden çocuklar genelde sizi memnun etmek için ellerinden geleni yaparlar.

Çocuğunuzun hareketleri taşkınlık haline geldiği an, kelimelerinizi sınırlayın

Çocuğunuz sinirlenmeye başladığı an, kullanabileceğiniz sihirli sözcükler yok maalesef. Kontrolünü kaybettiğinde, duygu fırtınası dinmeden sakinleşebilmesi neredeyse imkânsız. Bu durumda yapabileceğiniz en makul şey, çocuğunuzu kontrol altına almaya çalışmak ve ikinizin de güvenliğini sağlamak.

Çocuğunuzun saldırganlığını besleyen duygularına hitap edin

Öfkeli bir çocuk, genellikle canı yanan bir çocuktur. Yaralı insan, yaralar. Çocuğunuzun taşkınlıklarını neyin tetiklediğini keşfedebileceğiniz sessiz bir ortam yaratın, vakit ayırın. Onu en son patlamasının sebebi olduğunu iddia ettiği şey hakkında gerçekleri söylemeye davet edin. Müdahale etmeden ve tavsiye vermeden dinleyin. Dikkatlice dinlemek, çocuğunuzu neyin rahatsız ettiğini bulmanıza yardımcı olacak; belki de okulda yaşadığı tatsızlıklar yüzünden bozulan sinirlerini rahatlatmak için ihtiyacı olan ebeveynliği yapabileceksiniz.

Çocuğunuza farkındalığı öğretin

Son zamanlarda, çocuklar ve farkındalık meditasyonları ile ilgili çok yararlı etkinlikler düzenleniyor. Bu çalışmalarda, birkaç dakikalık arkadaş canlısı egzersizlere katılan çocukların öfke ve gerginliklerinde yoğun bir azalma görülüyor. Tüm bu programlar ve daha fazlası, yerinde duramayan, huzursuz çocukların dahi kimi zaman öfke ve saldırganlık kontrollerini artırabilmek için kucaklarına oyuncak bir ayı koyarak, yavaş ve sessizce nefes almaya odaklanabildiklerini kanıtlıyor.

Grafen

Grafen Nedir?

grafenGrafen, karbon atomunun bal peteği örgülü yapılarından bir tanesine verilen isimdir. İçinde bulunan güçlü karbon bağları sayesinde grafen şu ana kadar bulunan en dayanıklı malzeme diyebiliriz . Aslında çok yabancı olmadığımız  grafitlerin üst üste binmesiyle oluşan ve doğadaki  tek  iki boyutlu madde özelliği taşıyan grafen termal, elektrik ve optik özellikleriyle  bilim dünyasında çığır açacağa benziyor.
Manchester Üniversitesi’nde 2004 yılında A.Geim ve K.Novoselov adlı iki bilim adamının yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkan bu buluş ile iki boyutlu bir sisteme sahip bal peteği örgülü ağ yapısında ki grafeni keşfetmişlerdir. Potansiyel olarak çok geniş bir kullanım alanına sahip olan ve bilim için bir mucize olarak adlandırılan grafen,  bilim adamlarına Nobel Fizik Ödülü’nü getirdi.

Grafeni Nerelerde Kullanabiliriz?

grafen1Günümüzdeki teknolojik ilerlemelere bakarak grafenin yakın geleceğimizde kendisine yer bulması hiç te zor olmayacak gibi görünüyor. Robot yapımı, telekomünikasyon, biyokimya, elektrik-elektronik gibi sayısız birçok alanda grafen karşımıza çıkacak.

Atomları arasındaki bağın çok güçlü olması ve esneme özelliği, grafenin uygulama alanını da oldukça genişletiyor. Isıyı en iyi ileten madde olması dışında her yüzeye kolaylıkla uyum sağlayabilmesi ile bundan böyle silikonun da tahtını sallayacak gibi duruyor. Şimdiden  hidrojel kontrollü sentetik robot, solar araştırmalar, insan beynine yönelik araştırmalar, bitkilerde aerojel olarak kulanımı ,biyonik kulak gibi çok önemli alanlarda kendine yer buldu.

Grafin Adlı Madde Hayatımızı Değiştirebilir

İki İngiliz bilimadamına 2010 yılında Nobel ödülü kazandıran grafin adlı madde kanser tedavisinden dokunmatik ekranlara ve tenis raketlerine kadar her alanda kullanılma özelliğine sahip. Uzmanlar yakın gelecekte grafinin hayatımızı değiştireceğini söylüyor

(İnternetten derlenmiştir)

3 boyutlu yazıcılar hayatımızı değiştirecek

3-D Printer

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz ‘3-D Printer’ teknolojisi nedir? Ne işe yarar? 3-D Printer ile neler yapılabilir? CNC’den farkı nedir? İşte her yerde karşılaştığımız ama tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz 3-D Printer’lar…

3-D Printer, Türkçe ifade ile ‘üç boyutlu yazıcı’ olarak biliniyor. 3-D Printer teknolojisinin en genel tanımı, dijital tasarımları 3 boyutlu katı nesneler haline getirmeye yarayan bir teknoloji. Geleneksel makine tekniklerinden farklı bir yöntemle çalışan 3-D Printer’lar, CNC tezgahları gibi nesneyi sadece oyarak veya delerek şekil vermiyor.

3-D Printer, dijital bir tasarımı ‘katılımlı süreç’ yani art arda gelen madde katmanlar şeklinde döşeyerek, birbirine peşi sıra ekleyerek meydana getiriyor.

3-D Printer teknolojisi aslında yeni bir teknoloji değil. 1980’li yılların ortalarında Chuck Hull tarafından icat edilen ve patenti alınan bu yazıcılardan bir prototip oluşturuldu. Ardından gelişen teknolojilerle bu cihaza eklemeler yapıldı ve 3 boyutlu çeşitli ürünler meydana getirildi.

İlk olarak bir animasyon programı 3-D Printer teknolojisine ilham verdi. Bu programda dizayn edilen şekiller, katmanlara ayrıldı. Bu katmanları sırasıyla oluşturan 3-D Printerlarla daha sonra sanal olarak dizayn edilen nesnenin katı cismi medyana getirildi.

3-D Printer1Tasarımı bilgisayar ortamında dijital olarak tamamlanan herhangi bir ürün, aynı boyutta ve aynı şekilde 3-D Printer teknolojisi sayesinde oluşturuldu.

3 boyutlu maddeler dizayn edilirken bunun katmanlar halinde olması gerekiyor.

3 boyutlu ve katmanlar halinde tasarlanan maddeler, daha sonra 3-D Printer cihazına gönderiliyor. Tasarımınıza uygun materyalinin seçilmesinin ardından lastik, plastik, kağıt, metal veya poliüretan benzeri materyallerden birini seçerek oluşturduğunuz şekli somut bir cisim haline getirebiliyorsunuz.

Yazıcının tasarımı 3 boyutlu hale getirirken kullandığı yöntemler, püskürtme, sıkma (sıkıştırma) veya 3-D Printer’dan ürünün ortaya çıkarıldığı platforma malzemelerin aktarılması şeklinde sıralanabilir.

Yazıcıya tasarladığınız ürünü çıkış almak üzere gönderdiğinizde, sırasıyla bioplastik hammaddeyi yazıcının haznesine doğru çekiyor ve onu eriterek kullanıma hazır hale getiriyor.

Kalınlığı ayarlanabilen uçlar ile ürün oluşturulmaya başlanıyor.

Cihazın platformunda şekillenen madde daha sonra soğuyarak katı hale geliyor ve ortaya dijital tasarımın aynısı çıkarılıyor.

Bu teknoloji, birçok sektörde kullanışlı hale getirilebilir. Özellikle medikal ürünlerin tasarımında başarılı ürünler ortaya çıkaran bu teknoloji ile kulak, ayak ve çene gibi tasarımlar yapılabiliyor.

Geçtiğimiz yıl araştırmacılar, mühendisler ve dişçilerin bir araya gelerek oluşturduğu gaga ile ‘kel kartal’ olarak bilinen bir yırtıcı kuş türünün gagası tasarlandı ve 3-D Printerlar ile üretildi.

Üç boyutlu yazıcıların bir diğer ürünü ise yarı otomatik bir silah, fabrikasyon ürünü olan silahların özelliklerine oldukça benziyor. Amerika’da üretim ve satış izni alınan silahlar, Amerikan Hükümeti’nin de izniyle önümüzdeki yıllarda piyasaya sürülecek.

Üç boyutlu yazıcılar sayesinde lojistik sorunu aşılabilecek. Ürünleri tek tek taşımak ve bunun için büyük bir maddi yükün altına girmek yerine, sadece dijital tasarımlar paylaşılarak bu sorun halledilebilecek. Böylece hem zamandan, hem de maliyetten kar elde etmek mümkün olacak.

Mutluluğun peşinden gitmek

gitmek

 

 

 

 

 

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı
durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar
verdi. Herkese bir balon vererek başladı.
Herkes gazlı kalemle balonuna adını
yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve
bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde
üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları
söylendi. Herkes deli gibi kendi adını
aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir
birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı
oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu
bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon
almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o
balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika
içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu
görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor
ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim
mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda
gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size
gelir. Ve insanların yaşam amacı da
budur…mutluluğun peşinden gitmek.”